ÜÇ AYLARIN FAZİLETİ

(بســـــم اللّه الَّرحمن الَّرحيم (وَبِهِ نَسْتَعِينُ

( ÜÇ AYLARIN FAZİLETİ )

Allah’a şükürler olsun ki, Günahlardan Arınma ve manevi bir ticaret mevsimi olan üç ayları idrak etmiş bulunuyoruz. Bu üç aylar, kameri aylardan Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Bu mübârek aylar içerisinde öyle feyizli ve bereketli geceler vardır ki, Yüce Allah’ın rahmet ve mağfireti, bu gecelerde müminler üzerine yağmur gibi yağar. Bu feyizli geceler olan Regâip, Miraç, Beraât ve Kadir geceleri bu üç aylarda bulunmaktadır.

Kameri aya göre, Recep ayının ilk Cuma gecesi Regâip kandilidir. Bu gece, Yüce Allah’ın kullarına bol bol bağışta bulunduğu, ibadetlere çok ecir verdiği bir talep ve rağbet gecesidir. Bu gece, yalvarış ve yakarışların yüce Mevlâ’ya sunulduğu ve onun rahmetinden af istenildiği, umut, huzur ve müjde gecesidir.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) de Regaip gecesinin içinde bulunduğu Recep ayında çok duâ eder, oruç tutar, iyilikler yapar ve çok sadaka vermeye özen gösterirdi.

Recep ayı içerisinde bulunan bir başka gece de Miraç gecesidir. Miraç gecesi, Allah Teâlanın Hz. Muhammed (s.a.v.)’i Mekke’deki Mescidi Haramdan Kudüs’teki Mescidi Aksay’a götürdüğü ve oradan da göklerin (fezâ âleminin) derinliklerine yükselttiği gecedir. Konu ile ilgili İsrâ suresinde şöyle buyrulmaktadır:

سُبْحَانَ الَّذِى اَسْـرَى بِعَبْدِهِ ليلاً مِنَ اْلمَسْجِدِ اْلحَرَامِ

إلىَ اْلمَسْجِدِاْلأقْصَى الَّذِى بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَا تِنَا

إنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصيِرُ

“ Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haramdan kendisine bir kısım âyetlerimizi göstermek için çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir. ” (İsra: 1)

Bu ayın içinde bulunan Mirâç gecesi, Yüce Allah’ın peygamberimize büyük hakikatlerin ilâhi sırlarını gösterdiği, vasıtaları kaldırarak ilâhi vahiye muhatap kıldığı, kâinatın sırlarını seyrettirdiği, müminlere beş vakit namazın farz kılındığı ve biz Müslümanlar için de ilâhi lütuflarla dolu olan feyizli bir gecedir. Ayrıca peygamberimiz (s.a.v), üç ayların feyiz, bereket ve önemine işaret ederek şöyle buyurmuşlardır:

* أَلرَّجَبُ شَهْرُ اللَّهِ، وَالشَّعْبَانُ شَهْرِى، وَالرَّمَضَانُ شَهْرُاُمَّتى *

“ Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da Ümmetimin ayıdır.” (Tac: 2/ 92)

Başka bir rivayete göre Şaban ayının faziletini şu şekilde dile getirmektedir:

عَنْ أُ سَا مَةَ بْنِ زَيْدٍ قال: قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّه لَمْ اَرَكَ تَصُومُ مِنْ شَهْرٍ مِنَ الشُّهُورِ مَا تَصُومُ مِنْ شَعْبَانَ قَالَ: ذَاكَ شَهْرٌ يَغْفُلُ النَّاسُ عَنْهُ بَيْنَ رَجَبٍ وَرَمَضَانَ وَهُوَ شَهْرٌ تُرْفَعُ فيِهِ اْلاَعْمَالُ إلَى رَبِّ اْلعَا لَمِينَ وَاُحِبُّ أنْ يُرْفَعَ عَمَلِى وَأ نَا صَا ئِمٌ (رواه النسا ئى. الترغيب، ٢\١١٦

Hz. Üsâme (r.a.) anlatıyor: “ Ey Allah’ın Resulü dedim, Şaban ayında tuttuğun kadar başka aylarda oruç tuttuğunu göremiyorum (sebebi nedir?) ” diye sordum. Şu cevabı verdi: “ Bu Receb’le Ramazan arasında insanların gaflet ettikleri bir aydır. Halbuki O, amellerin Rabbulâlemin’e yükseltildiği bir aydır. Ben oruçlu olduğum halde amelimin yükseltilmesini istiyorum.” (Et-Terğib vet-Terhib 2/116)

Yine başka bir rivâyette :

(وَ كَانَ أحَبُّ الصَّوْمِ إلَيْهِ فِى شَعْـبَانَ (الترغيب،٢\١١٦

“ Peygamberimize en çok sevimli nafile oruç şaban ayının orucu idi.”

(Et-Terğib vet-Terhib 2/116) Yani bu aylarda peygamberimiz nafile ibadetlerine daha çok önem vererek bu ayların değerini bize bildiriyorlar. Bize düşen vazife, belki bir daha kavuşamayacağımız bu mübarek gün ve geceleri, Allah’ın rızasına uygun olarak geçirmektir.

Üç aylar yaklaştığı zaman: “Allahım, bize Recep ve Şaban ayını mübârek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye duâ eden Peygamberimiz (s.a.v)’ bir hadis­- i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

خَمْسُ لَيَالٍ لاَ تُرَدُّ فيِهِنَّ الدَّعْوَةُ : أوَّلُ لَيْلَـةٍ مِنْ رَجَبٍ، وَلَيْلَـةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ، وَلَيْلَـةُ الجُمُعَةِ، وَلَيْلَـةُ اْلفِطْرِ، وَلَيْلَـةُ النَّحْرِ (مختا رالأحاد يث، ص: ٧٣

“ Beş gece vardır ki, o gecelerde yapılan duâlar geri çevrilmez.” (bu geceler şunlardır):

1- Recebin ilk Cuma gecesi (Regâib gecesi),

2 – Şabanın onbeşinci gecesi (Berat gecesi),

3– Her Cuma gecesi ,

4 – Ramazan Bayramı gecesi ,

5 – Kurban Bayramı gecesi. (Muhtarul Ehadis s. 73)

İnsan olarak hepimizin hata ve günahları vardır. Günâhlara tövbe etmek müminlerin vasfıdır.

(إنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّا بِينَ وَيُحِبُّ المُتَطَهِّريِنَ (البقرة: ٢٢٢

“ Allah hem çok tövbe edenleri sever ve hem de çok temizlenenleri sever.” (Bakara: 222)

Akıllı mümin, Allah’ın rahmet ve mağfiretinin bol olduğu bu gecelerde cenabı Hakka sığınarak günâhlarının affını isteyendir. Kurân-ı Kerimin Müteaddit ayetleri, bizden tövbe etmeyi ve ümitsizliğe kapılmamayı istemektedir. Bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:

قُلْ يَاعِبَادِيَ الَّذيِنَ أسْرَفوُاعَلَى أَنْفُسِهِمْ لاَتَقْنَطُوُا مِنْ رَحْمَتِ اﷲِإنَّ اﷲَ يَغْفِرُ الذُّ نُوبَ جَمِيعاً إنَّهُ هُوَاْلغَفُوُرالَّرحِيمُ (اَلزُّمر: ٥٣

“ De ki, Ey kendi nefislerine karşı aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Çükü Allah bütün günâhları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir” ( Ez-Zümer: 53 )

Zümer suresinin 54. âyetinde de şöyle buyuruluyor:

“ Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, ona teslim olun, Sonra size yardım edilmez.”

Günâhların arınma mevsimi olan bu ayların değerini bilip ölüm gelip çatmadan, zor duruma düşmeden, günâhlarımızdan, kötü tutum ve davranışlarımızdan vazgeçip Allah’a sığınalım. Bazı insanlar, yalnız zor durumda iken, Allah’ı hatırlar ve ona yalvarırlar, Kuran bu yanlış tutumu şöyle ifade ediyor.

فَإذاَ مَسَّ اْلإنْسَانَ ضُرٌّ دَعَا نَا ثُمَّ إذَا خَوَّ لْنَاهُ نِعْمَةً مِنَّا قَالَ إنَّمَا أوُ تِيتُهُ عَلىَ عِلْمٍ بَلْ هِيَ فِتْنَةٌ وَلَكِنَّ أكْثَرَهُمْ لاَيَعْلَموُنَ. الزُّمر: ٤٩

“İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, bu bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir der. Hayır, 0 bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.”

( Ez-Zümer: 49 )

Yine başka bir ayette, ebedi kurtuluşumuz Allah’a yönelip, ona tövbe etmemize bağlanmıştır.

وَتوُبوُا إلىَ اللَّهِ جَمِيعًا أيُّهَااْلمُؤْمِنوُنَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحوُنَ . النّوُر:٣١

“Ey müminler! Hep birden Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”

(En-Nur. 31)

Bu mübarek gün ve geceleri fırsat bilip, meşru olmayan her türlü tutum ve davranışlardan kaçınalım ki Allah’ın rahmetine kavuşalım.

يَااَيُّهاَالَّذِينَ آمَنُوااتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَاقَدَّمَتْ لِغَدٍ. الحشر: ١٨

“Ey iman edenler: Allah’tan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın.” (Haşır: 18)

İşte bugün İdrak etmiş olduğumuz üç aylar ve bu aylar içerisinde bulunan mübarek geceler, müminin hayatındaki mutad gün ve geceler arasında, fazlasıyla sevap kazanacağı kıymetli zaman dilimdir.

Bu mübarek üç aylar, yaratıcımıza, âilemize, çocuklarımıza, milletimize ve bütün insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatmalı, hata, ihmal ve kusurlarımızdan dönmemize, gaflet uykumuzdan uyanmamıza vesile olmalıdır. Aramızdaki çekişmeleri, tefrika ve ihtilafları, şahsi menfaat hesaplarını, basit düşünce farklılıklarını bertaraf etmeli, her zamandan daha çok muhtaç olduğumuz Yüce İslâm dininin bizden ısrarla istediği, barış hoşgörü, kardeşlik, birlik ve beraberliğimizin güçlenmesini, insani ve ahlâki meziyetlerin yeniden yeşermesini sağlamalıdır.

Bu üç ay ve gecelerin, hepimize, ülkemize, milletimize ve tüm İslâm âlemine hayırlar getirmesini yüce Allah’dan niyaz ediyor ve insanlığın hidayetine, huzur ve mutluluğuna vesile olmasını diliyorum.

Allah (c.c.) bizleri bu ayların feyiz ve bereketinden mahrum etmesin. Kur’an ve sünnet yolundan ayırmasın Amin.!

Bir cevap yazın